“Bir konuda gerçeği görebilmemizi engelleyen bir numaralı șey o konuda önyargılı fikirlere sahip olmamızdır..” – Naval Ravikant
Eric Jorgenson’ın Naval Ravikant ile direkt iş birliği içinde derlediği en iyi fikirlerinin bir koleksiyonu “The Almanack of Naval Ravikant” kitabını bitirdim ve beğendim. Kafa açan, bazı noktalarda unuttuklarımı hatırlatan bir kitaptı. Hayır, yazı kitap hakkında devam etmeyecek. 🙂
Ne okuyayım diye bocaladığım bir dönemde iyi geldi. Çünkü başlarsam bitirmem gerekecekti, o yüzden iyi seçmeliydim.
Baktım içinden çıkamıyorum; tükenmişliğin verdiği boşvermişlikle Storytel’de “Aman şunu dinlemeye başla” modunda dinlemeye başladım ve.. kitap hızlıca bitti.
Kendimize koyduğumuz “İyi olmalı çünkü bunu bitirmek için çabalayacağım” hedefi bana artık doğru bir hedef gibi gelmiyor.
Şu özgürlüğü kendimize neden tanımıyoruz bilmem: “Başlayayım, beğenmezsem bırakırım.” (Kitabın bir bölümünde bundan bahsediliyor, oradan da gaza gelmiş olabilirim) Oysaki bu yaklaşım çok özgürleştirici.
Diğer problemli düşünce de; kitabı beğenmemiz için kitaptaki fikirlerin ya bizim fikirlerimizle tamamen örtüşmesi düşüncesi.
Bir başka problemli düşünce de; “ders kitabı sendromu”. Yani kitapta yazıyorsa doğrudur. Öğrenci edasıyla oradaki tüm fikirleri benimsememiz gerektiği yaklaşımı.
Bu şartlanmaları kenara bırakınca ve bazı sayfaları okumadan geçebileceğiniz hakkını kendinizde görünce, okumak bir görevden ziyade keyifli yolculuğa dönüşüyor. Yolculukta iken de tüm görüntüleri yakalamaya çalışmıyorsunuz değil mi?
Kafada bir tortu bıraktıysa yeter. Belki de fazla bile. 🙂
“…Ancak oturup sıkıldıktan sonra harika fikirler üretebilirsiniz. Stresli olduğunuzda, meșgul olduğunuzda, koșușturduğunuzda veya acele ettiğinizde asla olmaz. Zaman ayırın..” – Naval Ravikant
Bir yanıt yazın